"H. Cahit Öztelli" Şeyh Nusrettin Tekkesi'ni 1940’larda Müftü Arif Kılıç ile birlikte ziyâret eder ve daha sonra şunları yazmaktadır :

“Zile’ye yedi kilometre uzaklıkta ve istasyon yakınlarında kendi adı ile anılan ve Tekke de denilen köyde yatmakta olan bir azizdir. Otuz yıl önce Zile Müftüsü merhum Arif Kılıç ile birlikte bu köye gitmiştik.
Evliya Çelebi’nin söz konusu ettiği dut ağacını da gördük. Ne yazık ki, tekkelerin kapatılması sırasında “İnkılâp yobazı” bir kaymakam tarafından ağacın kestirildiğini söylerler. Yerden başlamak üzere ancak bir metre kadar gövdesi kalmıştı, kurumuştu. Yedi - sekiz yüzyıllık eseri kendi eli ile yok eden acaba başka uluslar var mıdır?

Köylüler bu ağacın gövde kabuklarının tütsüsü ile sıtmanın iyi olduğunu söylediler. Evliya Çelebi üç yüzyıl önce de böyle olduğunu bildiriyor.”

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Şeyh Nasuriddin'in Hayatını Anlatan El Yazması Eser

Şeyh Nusrettin Türbesi :
İstasyon’un güney tarafında köye ismini veren Şeyh Nusrettin külliyesi bulunmaktadır. Şeyh Nusrettin ile ilgili Evliya Çelebi 1650’lerde şunları yazmaktadır :

“Şeyh Nusret Bektaş-ı Hacı Veli ile Horasan’dan gelmiş ceddimiz Hoca Ahmet Yesevî halifelerinden olup Horasan illerindendir. Tekke, Zile vâdisinde mâmur ve şenlikli bir imâret olup, mescid ve misafirhâneli bir yerdir. Hattâ tekkesinin önünde yaşlı, büyük bir dut ağacı vardır. Bir tarafı çürümüştür. Çürüyen yerden bir kaymak koparıp ateşli hastalıklara tütsü yapsalar, şifa bulur. Denenmiştir. Bu ağacın çürüğünü, bütün halk dört yüz yıldan beri alırlar. Böyle iken yine zerre kadar eksilmez, koparılan yer de belli olmaz. Ben dahi öyle gördüm ve bir parça alıp sakladım.”
Yayınladığımız 1301/1886 tarihli Sivas Salnamesi’nde “Soyu temiz ulu Şeyh Nusrettin Veli Hazretleri kasabaya bir saat mesafede kendi adıyla bilinen köyde yatmaktadır. Olağanüstü bazı kerametleri rivayet olunur. Hattâ Üçköy’de kerametleri ile çıkardıkları su halen akmaktadır.” diye yazmaktadır.

H. Cahit Öztelli Şeyh Nusrettin Tekkesi'ni 1940’larda Müftü Arif Kılıç ile birlikte ziyâret eder ve daha sonra şunları yazmaktadır :

“Zile’ye yedi kilometre uzaklıkta ve istasyon yakınlarında kendi adı ile anılan ve Tekke de denilen köyde yatmakta olan bir azizdir. Otuz yıl önce Zile Müftüsü merhum Arif Kılıç ile birlikte bu köye gitmiştik.
Evliya Çelebi’nin söz konusu ettiği dut ağacını da gördük. Ne yazık ki, tekkelerin kapatılması sırasında “İnkılâp yobazı” bir kaymakam tarafından ağacın kestirildiğini söylerler. Yerden başlamak üzere ancak bir metre kadar gövdesi kalmıştı, kurumuştu. Yedi - sekiz yüzyıllık eseri kendi eli ile yok eden acaba başka uluslar var mıdır?

Köylüler bu ağacın gövde kabuklarının tütsüsü ile sıtmanın iyi olduğunu söylediler. Evliya Çelebi üç yüzyıl önce de böyle olduğunu bildiriyor.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder